Gomes'in çalışmasındaki önemli bir nokta, Sosyalist Parti'nin bu kampanyalara karşı tutumudur. Solcu bir parti olmasına rağmen, PS bu okuryazarlık hareketlerini "komünist propaganda" olarak eleştirdi. Bu eleştiri stratejikti; kendisini Dışişleri Bakanlığı'nın radikal eğitim gündeminden uzaklaştırarak, PS kendisini Kuzey'in muhafazakâr kitleleri için "akılcı" ve "ılımlı" bir alternatif olarak konumlandırdı. Bu, PREC'in radikal enerjisi ile seçimlerin ılımlı sonucu arasındaki "farklılığın" bir kısmını açıklıyor: Kitleleri aydınlatmayı amaçlayan kültürel kampanyalar aslında onları kutuplaştırdı ve dindar Kuzey'i daha da PS ve Sağ'ın kollarına itti.
A key point in Gomes's work is the Socialist Party's (PS) attitude towards these campaigns. Despite being a left-wing party, the PS criticized these literacy movements as "communist propaganda." This criticism was strategic; by distancing itself from the Ministry of Foreign Affairs' radical education agenda, the PS positioned itself as a "rational" and "moderate" alternative for the conservative masses of the North. This explains part of the "difference" between the radical energy of the PREC and the moderate outcome of the elections: cultural campaigns aimed at enlightening the masses actually polarized them and pushed the religious North further into the arms of the PS and the Right.